La Liga'da 99 puan, 98 gol ile gelen şampiyonluk. İki yıldır inanılmaz bir oyun ortaya koyan Barça bu sezon tek mağlubiyet ve 6 beraberlik ile gelen şampiyonluk. Real Madrid'in 3 puan önünde gelen şampiyonluk. 26 gol yiyerek gelen şampiyonluk. İspanya Kupasına erken veda edilip Nisan ayında da Şampiyonlar Ligi'ne veda edilmesine rağmen sezonun yine rekorlar ile geçmesi bu takımın ne kadar sistemli ve muazzam bir futbol oynadığının göstergesi. Evet bu takım da maç kaybedecek evet bu da takım da çaresiz kalacak ama önemli olan tek sistemi başka bir b planı c planı olmamasına rağmen uygulamak, uygulamaya çalışmak. Çok çalışmanın da getirisi bu şampiyonluktur. Bir önceki 6 kupalı rüya sezondan daha yavaş oynadı bu yıl Barcelona ama yine de sonuna kadar zorladı her alanda kupaları ve La Liga'yı yine domine etmeyi bildi. Ezeli rakibi belki çok yakındı puan olarak ama oyun olarak çok, çok uzaktı.
Bu sezonun istatistiklerine değinmek gerekiyor sezon sonu yazısında. İspanya Kupası, La Liga ve Şampiyonlar Ligi olarak 3 farklı kulvarda istatistikleri paylaşalım hemen:
Önce İspanya Kupası:
Biraz erken bitirdi Barça kupadaki yolunu. Sevilla maçlarındaki şanssızlık vs. sebebiyle 4 maç oynadı takım sadece. İlk 16 turunda, 28 Ekim ve 10 Kasım'daki iki maçta güçsüz rakibi Cultural Leonesa karşısında 2-0 ve 5-0'lık skorlar ile bir üst tura çıkıldı. İlk maçta deplasmanda Pedro'nun iki golü vardı. Rövanş maçında ise Camp Nou'da 2 Bojan, 1 Pedro, 1 Messi ve 1 Xavi golü ile rahatça üst tura çıkıldı.
Çeyrek finalde ise Sevilla ile eşleşti takım. 5 Ocak 2010 tarihinde Camp Nou'daki çeyrek final ilk maçında Sevilla 1-2 galip geldi. Zlatan'ın attığı gole karşılık Capel ve Negredo Sevilla'ya galibiyeti getiren golleri attılar. Rövanş mücadelesi ise 13 Ocak'ta Ramon Sanchez stadında Barcelona'nın 0-1'lik galibiyeti ile bitmiş ancak deplasmanda atılan gol avantajı ile yarı final şansı o maçta kaybedilmişti. Ki çeyrek finalin galibi Sevilla Final'de de Atletico Madrid ile karşılaşacak.
İspanya Kupası'nda takım 4 maçta 3 galibiyet bir mağlubiyet aldı. 9 gol atıp 2 gol yedi. Bu kupada takımın en golcü futbolcusu 3 gol ile Pedro oldu. Bu istatistiklere rağmen şans bazen yanınızda olmayabiliyor.
UEFA Şampiyonlar Ligi:
Eylül ayında Inter ile açılan Şampiyonlar Ligi sezonu Nisan ayında yine Inter ile sonlandı takım için. Grup maçlarında 7 gol atıp 3 gol yiyip, 3 galibiyet 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak bir üst tura çıkan takım 2009 yılını bu performans ile kapattı. Kuşkusuz en büyük süpriz Rubin Kazan'ın Camp Nou'da Gökdeniz Karadeniz'in galibiyet golü ile Barcelona'yı mağlup etmesi ile gerçekleşti.
2010 yılı Şubat ayında bir üst turda Stuttgart ile eşleşen Barcelona ilk maçta Gottlieb-Daimler stadından 1-1 beraberlikle döndü. Cacau'nun 25. dakikadaki golüne 52. dakikada Zlatan cevap vermiş ve Camp Nou'ya avantajlı skorla dönüldü. İkinci maçta ise Mart ayının 17'sinde Camp Nou'da iki takım tekrar karşı karşıya geldiler. Herkes acaba bir süpriz olur mu diye beklerken Barcelona işi sıkı tuttu ve süpriz bekleyenleri üzerek rakibine 4 gol attı. 2 Messi, 1 Pedro, 1 Bojan golü ile çeyrek finale çıkan takım bu turda Arsenal ile eşleşti.
Çeyrek final ilk maçı Arsenal Emirates stadında oynandı. Zlatan'ın attığı iki gol ile 2-0 öne geçen takım Walcott ve Cesc Soler'in golleri ile maçtan 2-2 beraberlikle ayrıldı. Seyir zevki yüksek bir mücadeleydi ancak son 20 dakika ne olduysa olmuş ve Barcelona alışılmış oyun düzeninden tamamen kopmuştu. Arsenal'in çoluk çocuğu da bu hatayı affetmemiş ve Walcott'un inanılmaz sürati sayesinde turu hala istediğini göstermişti. Bu maç için
Athletic Bilbao maçı yazısında bir paragraf yazmıştım onu da hatırlatmak isterim:
Arsenal maçı ile ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. İlk 20 dakikada inanılmaz bir baskı izledik Barça'dan. 20 dakika sonunda 11 şutu vardı Barça'nın ve 6'sı kaleyi tutmuş ama Almunia'yı geçememişti kimse. Gerçekten muazzam toplar çıkardı o gece Almunia. Çok başarılı bir kaleci olduğunu biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum ve özellikle Barça maçında performansını bu seviyede göstermesine sinir olmadım değil (: İlk 20 dakikadan sonra ilk yarının geri kalan dakikalarında Arsenal topa daha hakimdi ancak onlar da gol üretememişlerdi. Muazzam futboluna ikinci yarının ilk 20 dakikasında da devam eden Barça 2-0 öne geçmesine rağmen ikinci golden sonra inanılmaz bir düşüş yaşadı. Bunu Messi'nin ve Xavi'nin yorgunluğuna bağlarsak sanırım yanlış olmaz. Topu ayaklarında tutmak için bu iki oyuncunun ayakta kalması gerekiyor ama o maçın son 20 dakikasında maalesef ikisi de tamamen oyundan düştüler ve Arsenal, hızıyla yani Barça'nın kendi silahıyla Barça'yı vurdu. Walcott'un ne kadar etkili bir oyuncu olacağını daha iyi gördük o maçta. Peki Xavi ve Messi'nin ayakta kalamadığı başka maçlar olmamış mıydı hiç? Tabiki olmuştu ancak o maçlarda da Iniesta ortaya çıkıp sorumluluğu alıyordu. Ancak Arsenal maçında Keita'nın formsuz ve vasıfsız oyunu sebebiyle orta saha tamamen göçtü.

6 Nisan'daki ikinci maçta ise tam anlamıyla bir Messi şov izledik. Camp Nou'da 100.000 taraftarın önünde kendi mabedinde şovunu yaptı Messi ve Bendtner'in golüne karşılık 4 gol birden atarak hem takımını yarı finale çıkardı hem de Şampiyonlar Ligi'nde bir maçta 4 gol atan futbolcular kervanına katıldı. 4-1 biten maç sonunda ise yarı finalde rakip Avrupa sezonunu açtığımız Inter'di.
20 Nisan'daki ilk maç Guiseppe Meazza stadındaydı. 17 Nisan'da Katalan derbisinde Espanyol ile deplasmanda 0-0 berabere kalan takım hemen otobüsle Milano'ya hareket etmek zorundaydı. Otobüsle diyorum çünkü o 2 haftalık dönemde Avrupa'da tüm uçak seferleri bir doğal afet sebebiyle iptal olmuştu. Bu afetin memleketi İzlanda, adı ise Eyjafjallajökull'du. Karizmatik isimli yanardağ atmosfere kül püskürtmeye başladığında herkes bu olayın büyüsüne kapılmıştı ancak büyü fazla uzun sürmedi ve yerini eziyete bıraktı. Uçak seferleri iptal oldu, hava durumu değişiklikleri yaşandı, kısaca Avrupa'da hayatı bir süreliğine zehir etti. Tam da bu sırada Inter ile karşılaşan Barcelona Milano'ya 14 saatlik bir otobüs yolculuğu ile ulaştı. O dönem Guardiola da bu olaya şakayla karışık değindi ve "İyi ki Inter CSKA Moskova'yı eledi yoksa Rusya'ya otobüsle gitmek zorunda kalacaktık" dedi. Maç ise Inter'in 3-1'lik üstünlüğü ile sona erdi. Mourinho, hakem, Barcelona'nın kötü oyunu, Eyjafjallajökull bu skorun ortaya çıkmasında bence en önemli etkenlerdi. Tabi ki Barcelona'nın kötü oyunu ve Inter'in kazanma arzusu diğer iki etmenden öne çıkıyor ancak bir olay tek bir sebebe dayanmaz. Maça iyi başlayan Barcelona Pedro'nun golüyle öne geçmiş ancak sonrasında yaşadığı form düşüklüğü ile 2 yıl sonra ilk defa 2 farklı skorla mağlup olmuştu. Inter'in golleri ise Sneijder, Maicon ve Milito'dan gelmişti. Rövanş mücadelesi ise 28 Nisan'da Camp Nou'da oynanmış ve Barcelona Pique'nin 84. dakikada attığı müthiş golle 1-0 galip gelmesine rağmen Inter turu geçen ve finale çıkan takım olmuştu. Bu maç ise müthiş futbolun müthiş savunma ile çarpışması şeklinde geçmişti. Inter'in gol için kaleye dahi gelmemesi ve 9 kişi ile ceza sahasını savunması sonucu Barcelona Inter'e 2 gol atamamıştı. Inter'de Motta'nın oyundan atılması Inter'i Catenaccio'sunun Barcelona'yı durdurmasına sebep oldu benim gözümde. Maç eğer 11'e 11 devam etseydi Mourinho, Barça nefreti sebebiyle galip gelmek için daha açık bir futbol oynayacaktı ve bu da haliyle Barcelona'nın işine gelecekti. Ancak olmadı Zlatan'ın etkisiz oyunu, Messi'nin 4 kişiyle birden savunulması Iniesta'nın sahada olmaması, Inter'in kaleci hariç ceza sahası içinde sürekli olarak 5, ceza sahasının 5 metre önünde 4 oyuncu bulundurması golün ancak 84. dakikada gelmesine sebep oldu. Her zaman olduğu gibi Barcelona oynamaya rakibi ise Barcelona'yı oynatmamaya çalışıyordu. Borges'in maç sonunda yaptığı yorum ise aslında olayın özetiydi: "Barcelona'yı yendiğiniz için değil Barcelona'yı durdurduğunuz için seviniyorsunuz." demişti Barcelona'nın elenmesine sevinenlere. Ayrıca futbol bilgisi yoksunu Ömer Üründül "Barcelona'nın B planı yok" diyerek maç sonundaki vahim ortama biraz daha katkıda bulunmayı görev biliyordu.

Şampiyonlar Ligi macerası Mayıs ayına gelemedi Barça'nın. Buna en çok sevinen Mourinho ve Real Madrid'di kuşkusuz. Çünkü final maçı Santiago Barnebau'daydı. Ve Madrid'lileri en çok korkutan şey Puyol'un kupayı o stadda havaya kaldırmasıydı. İstedikleri gerçekleşti ve Puyol bu kupayı o stadda kaldıramayacak. Ama bu takım bu sistemden ödün vermeyecek, her zaman üstüne koyup yoluna devam etmesini bilecek.
Şampiyonlar Ligi istatistiklerine bakacak olursak 12 maç oynadı takım. Bu maçların 6'sından galibiyetle ayrıldı, 4 maç berabere bitti ve 2 de mağlubiyet alındı. 20 gol atılıp 10 gol yendi. Barça'nın bu kupadaki en golcü ismi de 8 gol ile Lionel Messi oldu.
La Liga:
Sezona 31 Ağustos 2009 tarihinde Sporting Gijon maçı ile Camp Nou'da başlayan Barcelona bu ilk maçı 3-0 alarak lige kaldığı yerden devam etti. Ligin ilk yarısı olan 15. haftaya yani 12 Aralık tarihine kadar Barça, rakip filelere 36 gol göndermiş, buna karşılık kalesinde sadece 9 gol görmüştü. 12 galibiyet 3 de beraberlik alındı bu dönemde. 2010 yılına namağlup giriyordu takım. 39 puan toplanmıştı 15 maçta. Bırakılan sadece 6 puandı rakiplere. Bir süre daha namağlup gitti takım ve Madrid'in küçük kardeşi Atletico de Madrid Barcelona'yı ilk ve tek yenen takım oldu La Liga'da bu sezon 2-1'lik skorla. Kalan diğer maçlarda ise Barcelona 19 galibiyet ve 3 beraberlik aldı bu tek yenilginin dışında. La Liga'da ise sezonun en dramatik sonucu
Almeria deplasmanında alınan 2-2'lik beraberlikti kuşkusuz Barça için. Puyol 2 hata yapmış ve 2 gol görmüştü takım kendi kalesinde. Maçı kurtaran ise Messi olmuştu 2 gol ile.
2009-2010 sezonu boyunca rakip kaleye 98 gol attı Barcelona, Camp Nou'da 57 gol attı 11 gol yedi. Deplasmanlarda ise 41 gol atıp 15 gol yedi. Takımın ve La Liga'nın ise en golcü ismi 34 gol ile Lionel Messi idi.
Ezeli rakibine 2 maçta da üstünlük kuran Barcelona
hem kendi sahasında hem de deplasmanda Real Madrid'i yenerek hala en büyük olduğunu gösterdi rakibine. Özellikle ikinci maçta Madrid'liler bu gerçekle sürekli yüzleştiler.
Sezonun takım için özeti bu şekildeydi. Önümüzdeki yıl birkaç oyuncu gidecek, yerlerine yenileri gelecek. Ve efsane kaldığı yerden devam edecek.
Bir sonraki yazı oyuncu değerlendirmeleri olacak.
1 yorum:
Tüm kulvarları içeren güzel bir değerlendirme olmuş. Futbol olarak geçen seneki kadar olmasada kesinlikle tatmin oldum, zaten bu takımın öncelikli olayı budur benim için. Sonuç 2. plandadır ama sonucuda değerlendirirsek 300 milyon euro harcayan rakibe kupa göstermediğimiz için mutlu olsamda öyle çok tatminkar bir sezon olmadı benim için, Barnebeu'da final fırsatının kaçması gerçekten üzücüydü.
Yeni sezonda nefret ettiğim Jose Mourinho'nun Real Madrid'e gitmesini birazda bu yüzden çok istiyorum. Lig şampiyonluğundan tatmin olabilmek için. Futbolun kralını Bojanlı, Busquetsli Barça'da oynuyor, ama Villalı, Fabregaslı Barcelona'nın Mourinholu Madrid'i geçmesini izlemek, ve elbette şampiyonlar ligi, keyifli olacak...
Yorum Gönder