Dün gece maçı dışarıda izlediğim için ve eve döndükten sonra yazı yazamayacak kadar yorgun olduğum için sabaha bırakmaya karar vermiştim yazıyı.
Beklediğimden zor maç olduğunu kabul etmem gerekiyor. Real Madrid 6-2'nin verdiği baskıyı doğru yönde kullanıp iyi kapanmak için ellerinden geleni yaptılar. Ve kaptıkları toplarla da olabildiğince hızlı çıkarak Blaugrana'yı gafil avlama niyetindeydiler. İlk yarım saat bu planları tutmuş gözüküyordu hatta. Ancak son pasların gittiği adresler hep yanlış olunca Madrid, bulduğu fırsatları değerlendiremedi. Marcelo'nun hala Madrid'de ne işe yaradığını merak ediyorum. Amatörce harcadığı 2-3 pozisyon var o pozisyonlarda Kaka olsa çok daha kötü olurdu bizim için. Ayrıca Kaka'nın bu takımın tek yıldızı olduğunu da bu maçta daha iyi görmüş olduk. Ne C.Ro ne de Benzema veya Xabi. Madrid'in yeni Zizou'su Kaka'dır.
İlk yarım saat boyunca 2-3 etkili hücum varyasyonu deneyen ancak sürekli faullere maruz kalan Messi ve Henry'nin en ileride oynamayı becerememesi sebebiyle istediği hücum futbolunu oynayamadı Barcelona. Messi'nin sakatlık sebebiyle formundan uzak olması ve Madrid'in iyi kapanması sebebiyle kaleden uzakta toplar alması da hücumu aksatan faktörlerden tabiki. Henry'ye gelince: Henry'nin pas alma stili ile bir "Striker" diye tabir edebileceğimiz forvetin pas alma stili gerçekten çok farklı. Henry sürekli olarak gelecek pasa göre yan duruyor. Yani yüzünün bir tarafı sürekli kaleye bakıyor diğer tarafı da kendi kalesine. Bu sayede gelen pasların biraz daha hızlı olmaları sonucu sprint atarak kaleye düz bir koşuyla gidebiliyor. Bu özelliği onu dünyanın en iyilerinden birisi yapıyor ki bu sayede de Barcelona'da forma giyiyor. Ama sol kanatta bu pasları alması onu daha etkili kılıyor bu da bir gerçek. Yani sırtı taç çizgisine dönük bir şekilde Abidal'den veya Iniesta'dan aldığı hızlı ve yüksek pasları olumlu kullanabiliyor. "Striker" tabirli forvetin ise asıl olarak kaleye sırtı dönük top alması gerekir. Bu sayede arkadaşlarının tamamını görebilir ve defansı üstüne çekerek atacağı paslar ile arkadaşlarına kapanan takımlara karşı pozisyonlar yaratabilir. Ki bunu ikinci yarıda bolca gördük Zlatan sayesinde.
İlk yarının son 15 dakikasında ise Barça baskıyı arttırmış ve gol bulmaya çalışan bir görüntü içindeydi. Ancak yukarıda saydığım sebeplerden bu mümkün olamadı.
Ayrıca Madrid'in hücumda bu kadar etkili olmasının en önemli faktörlerinden birisi de Yaya'nın ilk 11'de olmamasıdır. Ağırlıklı olarak Alves'in koridoruna yoğunlaştırılmış Madrid hücumlarında Alves'e yardımcı olacak olan oyuncular Xavi ve Yaya'dır. Abidal'in koridoruna yardımcı olacak oyuncular da Iniesta ve Yaya'dır. Bu maçta Yaya yerine Sergio'nun oynaması defansif anlamda Barcelona'yı zora soktu. Ama Puyol bu takım için neden bu kadar önemli olduğunu hemen ortaya koydu.
İkinci yarıya herkes Zlatan ile başlayacağını düşünüyordu Pep'in. Ancak o bekledi ve devre başladıktan 5 dakika sonra Henry'yi çıkartıp yerine Zlatan'ı aldı. Bu değişiklikte çıkması gerekenin ilk başta Keita olması gerektiğini düşünüyordum. Iniesta'nın orta alana gelerek ideal hücum gücüne döneceğini tahmin ediyordum. Ancak Pep yine de Madrid'e saygı duyarak daha defansif oynayan Keita'yı oyunda bıraktı ve hücumda belirttiğim sebeplerden dolayı varlık gösterememiş Henry'yi çıkarttı. Zlatan'ın oyuna girdikten 4 dakika sonrasında golü atması ise gerçekten maçın kaderini değiştiren hamlenin Pep tarafından geldiğini belli ediyordu. Golden 7 dakika sonrasında Sergio'nun kırmızı kart görmesi ise planları alt üst etti tabiki. Saçma bir elle oynamaydı. Busquets'in ileride iyi bir futbolcu olacağını düşünüyorum ancak hala alması gereken yolu var. Bu karttan sonra Pep, Yaya'yı Keita ile değiştirerek klasik defans hattını sağlama alıp hücumda bir adam ile eksik kalmayı sorun olarak görmedi zira hücumdaki adamlar dünyanın en iyileri. Kanatlardan gelen destekler ile de eksik kalmanın hücum dezavantajını kolayca giderebildi takım. Maçtan sonra Pep'in dediği gibi: "Takımın karakteri galibiyeti getirmiş oldu"
Maçın son yarım saatinde Barcelona 10 kişi kalmasına rağmen savunma direncini arttırarak ve Puyol'un kahramanca vücudunu topun önüne atmasıyla Madrid'i geçmeyi bildi. Bu maçta normalde olduğu gibi topa sahip olan bir Barça'yı izleyemediğimizi de belirtmem gerekiyor. Ancak yine de akılcı bir oyun ile ve hızlı toplar ile özellikle son yarım saatte 2-3 pozisyon bulduk. Abidal, Messi ve Iniesta ile gelen bu fırsatları değerlendirememe sebeplerinden birisi olarak da fiziki yorgunluğa bağlıyorum.
Maçın 4 dakikalık özeti aşağıdaki YouTube videosunda. Hala YouTube'a giremiyorsanız kendiniz bilirsiniz.
Geçtiğimiz hafta San Mames'te liderliği kaptırmıştık Madrid'e ama Camp Nou'da geri almayı bildik. Bu kadar akılcı oynayan Madrid'i tebrik ediyorum ama Barcelona hala en büyük.
Bu arada Camp Nou'da sezonun en kalabalık tribünlerine oynanmış maç: 97,138
Son olarak Barcelona'da maçın adamını seçelim:
Elvan Avrupa, Meryem Erdoğan İse Geleceğin Şampiyonu
-
Türk atletizmi istikarsız. Sürekli inişli, çıkışlı bir grafiğimiz var. Bu
inişleri çıkışları da madalya beklentisinde olduğumuz atletlerin durumları
belirl...
1 saat önce
1 yorum:
Pellegrini kendini ispat etmek adına 10 kişi kalmış Barça karşısında Ronaldo'yu oyundan alarak adeta intihar etmiştir. Ronaldo'nun 3-4 pozisyonu vardı ki pas vermeyip kendi devam etse gol olmaları işten bile değildi. Keza ceza sahası içinde Ronaldo'ya yapılan bir harekette fauldü ama hakem es geçti. O tarzda oyunculara ufak dokunmanız bile faule sebebiyet verir. Marcelo değil de Benzema ile başlasa Madrid için sonuç daha farklı olabilirdi. Dün resmen Madrid maçı eliyle verdi desek yanlış olmaz. Barçanın attığı golde de Ibrahimovic farkı vardı. Gelişine her oyuncu öyle vuramaz üstelik ters ayakla. Ancak pozisyon ofsayttı bu da yan hakem adına ayrı bir handikaptı. Maçın son anlarında Iniesta'nın ayağına çarpıp çıkan taçı tekrar Barça'ya vermesi de ayrı bir tartışma konusuydu. Sonuç olarak maçı Barça aldı ancak gol beklenen maçtan 1 gol çıkması ve ofsayt tartışmalarının girmesi maçın kalitesi açısından pek zevk vermedi.
Yorum Gönder