Biraz geç oldu ancak iki gündür hastalıkla uğraşmaktan işe bile gidemediğim sıkıcı bir haftaydı. Maçın da ilk yarım saatini kaçırdım. Başka bir takım olsa ilk yarım saat çok önemli olmaz ancak maçı izlenecek takım Barça olunca asıl olarak izlenmesi gereken zaman ilk yarım saat oluyor.
Barcelona'nın ilk yarım saatlere çeyrek düzine gol (hastasıyım bu kullanımın) sığdırması tabi ki yeni bir şey değil. Geçtiğimiz yıl da ilk yarılarda 3-4 gol atıp işi bitiriyorlardı. Bu yıl da takım aynı kaldığı yerden devam ediyor. Peki ne bunun sırrı? Konsantrasyon! Belki dışarıdan öyle gözükmüyor ama bu rakibi ciddiye almanın bir göstergesidir. Özellikle ilk dakikalarda gelen goller rakip takımların konsantrasyonunu olumsuz etkileyecekken, gol atan takımı hiç kuşkusuz maça daha da sokuyor. Ve gol atan takım Barça gibi bir makine ise, rakip daha ilk golün şokunu atlatamadan 20 dakika içerisinde kalesinde ikinci veya üçüncü golü de görebiliyor. Rakibi önce zihinsel olarak yormak, bu zihinsel yorgunluğun fiziksel tepkilere etki edeceğini bilmek... Bu gol atan kaleye gibi basit ve temel bir kural. Barça'nın temel silahı da bu zaten pas futbolundan önce. Rakibi zihinsel olarak yormak için çalışılmış bir çok seti mevcut Barcelona'nın.
Bu maç özelinde konuşacak olursak Barça'nın bu maçta ilk golü atmasını sağlayan set oyunu ters ayakla diğer kanat oyuncusunun olduğu bölgeye gönderilen ters paslar.
Resimde de görüleceği üzere Xavi daha önceden çalışılmış bir şekilde topu Messi'ye aktarıyor. Messi'nin yapabileceği iki şey var. Birinci olarak çizgiye katederek içerideki arkadaşlarını yerden arkaya doğru çıkartacağı bir pasla golle burun buruna getirebilir veya ikinci yolu tercih ederek mükemmel kullandığı sol ayağı ile ters kanada doğru kalecinin kontrol edemeyeceği bir top gönderebilir. Ters ayakla açılan ortaların en büyük avantajı hiç kuşkusuz kaleden uzaklaşarak hücumcularla buluşmaları değil, aksine uzaktan kaleye doğru gelerek hücumcularla buluşmaları. Bu kalecilerin de işini zorlaştıracak bir durumdur.
Belirtmem gerekir ki, Messi'nin ikinci yolu tercih etmesi, birinci yolun çalışılmadığı anlamına gelmiyor. Her ne kadar bu set oyunları sürekli olarak çalışılsa da birden fazla olan varyasyonları yine o anda topu kullanacak oyuncu kararlaştırıyor. Bu da rakibin ezberini bozma açısından mükemmel bir strateji daha.
Messi'nin kalenin uzak direğine doğru gönderdiği topa kalecinin bir şey yapması mümkün değil. Tek yapabileceği açıyı kapatmak ancak onu da tam olarak beceremiyor.
Bir diğer Barça kuralı da bir kanat oyuncusu ceza sahasına pas gönderiyorsa ceza sahası içerisinde mutlaka 3 Barça'lı bulunmalı kuralıdır. Sağ forvet olan Messi'nin topu ceza sahasına göndereceği bir pozisyonda her zaman için içeride bulunması gereken oyuncular: Zlatan, Henry ve üçüncü olarak da orta saha oyuncusu Keita veya Iniesta. Henry'nin pas göndereceğini varsayarsak ceza sahasında olması gereken üç oyuncu: Zlatan, Xavi ve Messi olacaktır. Ancak bu üçünün durdurulma ihtimaline karşı ceza sahası içerisine bir dördüncü oyuncunun da koşu yapması ve geriye doğru çıkarılacak bir topa vurmaya her an hazır olması gerekmektedir. Bu oyuncu da Xavi, Iniesta, Toure üçlüsünden birisi olmalı. Racing maçı özelinde yukarıdaki resimde de görüldüğü üzere geriden koşarak gelen oyuncu Xavi. Serbest vuruşta topu Messi'ye aktardıktan sonra duraksamadan ceza sahasına koşması, sadece delice bir gol atma sevdası ve hırsından kaynaklanmıyor. Tabi ki bunlar da var ancak bu pozisyon alma bilgisinin çalışılmış olmasından da geliyor.
Bu gol pozisyonundaki bir diğer önemli unsur da Busquets'in yeri. Xavi de topu Messi'ye gönderdikten sonra orada durabilirdi ve Busquets içeriye hareketlenebilirdi. Ancak taktik olarak bu şekilde davranıyor Barça. Ceza sahasındaki tehlikeyi bertaraf etmeye çalışan oyuncuların topu gönderdikleri üç yer vardır. Birincisi korner. İkincisi taç. Üçüncüsü de tam olarak ileriye yani diğer kaleye. İlk ikisi topun yine Barça'da kalmasını sağlayacağından bir sorun yok. Ancak üçüncüsü hayati önem taşıyor. Çünkü rakip takım bir anlık nefes almak için topu o bölgeye uzaklaştırdığında bir kontra atak şansı bulabilir yada savunmayı daha da sağlamlaştırabilir. Busquets'in durduğu yer 6 pas içerisinden uzaklaştırma amaçlı gönderilebilecek tüm topları Barça'ya tekrar geri kazandırabilecek bir açıya sahip. Bu sayede dönen toplar bu bölgeden direkt kaleye şut olarak gönderebilir, Racing maçı özelindeki gibi sol beke yani Abidal'e çıkartılarak oyun daha geniş bir alana yayılarak yeni bir hücum varyasyonu oluşturulması sağlanabilir, ya da rakip takımın hücum oyuncuları baskı yaparsa geriye oynanarak baskı azaltılabilir. Busquets'in de bu pozisyonda bir çok seçeneğinin olması yine tesadüf değil. Eğer top olmayıp da Busquets'in önüne uzaklaştırılsaydı, Sergio'nun kendine ait verebileceği üç karar vardı. Kulağa çok az gibi görülebilir ancak sistem takımı olmanın en önemli özelliklerinden birisi yeteneklerini sisteme göre evirmek ve sistem dahilinde arkadaşlarınla planladığın şekilde hareket ederek başarıya ulaşmak.
Deplasmanda alınan 4-1'lik galibiyetin en önemli golü hiç kuşkusuz buydu. Evet, belki göze hitap etmeyebilir. Ancak golün arkasındaki çalışmayı görebilmek açısından en önemlisi buydu. Diğer goller de tabiki önemli, ancak o goller bireysel yeteneklerin daha fazla ön plana çıktığı goller olduğu için, set hücumu olmasına gerek olmayan gollerdi.
Bu kadar pozisyon incelemesinden sonra oyuncu değişiklikleri ile ilgili de bir şeyler yazmam gerekiyor sanırım. Bu yıl Galatasaray'dan da alışık olduğumuz üzere geç form tutan, takıma geç katılan oyuncular maçlarda yavaş yavaş oynatılıyor. Örneğin Atletico Madrid maçında Iniesta'nın 15 dakika oynaması sonucu bunu fark etmiştim. Racing maçının 52. dakikasında Zlatan'nın sakatlanması sonrası Pedro'nun oyuna gireceğini anlamışken, maçı birlikte seyrettiğim babama "Birazdan Iniesta ve Marquez de oyuna girecekler" dediğimi hatırlıyorum. 15-30-45-90 kuralı. Evet belki Cumartesi oynanacak Malaga maçında Iniesta 90 dakika oynar. Ama 15-30-90 bile olsa bu kuralın uygulandığının bir kanıtıdır. Bu kuralı başlatan da Rijkaard'dır.
Dikkatimi çeken bir diğer konu da Racing'in çaresizliği oldu. İlk yarının sonlarında yönetmenin sıkılması ve taraftarları göstermesi ile gerçeğin yüzüme çarptığını hissettim: Çaresizlik. Ağlayan taraftarlar da vardı, tek başına elinde atkısı takıma destek olmaya çalışan da. Ama dağılmıştı insanlar... Futbolun sadece futbol olmadığının kareleriydi bunlar. Ve tabiki Barcelona'nın sadece futbol oynamadığının da...
YouTube'daki maç özetini buradan izleyebilirsiniz:
1 yorum:
Bir solukta okudum; muhteşem bir analiz, eline sağlık Deniz. :)
Yorum Gönder