Başkanlık Seçimi #1

Dünya Kupası zamanında olduğumuz için basının ilgisi pek yok en azından ülkemizde. Ancak Katalunya'nın en önemli konusu şu anda bu ve seçim sonuçları yavaş yavaş belli olmaya başladı.

4 başkan adayı vardı 4 yıl süreyle kulübü yönetmeye talip. Bunlar:

Agusti Benedito
Jaume Ferrer
Marc Ingla
Sandro Rosell

Seçim sürecinde 4 adayın projelerini dinledi kulüp üyeleri ve sürekli olarak iletişim halinde bulundular. Ancak bir adayın diğerlerine göre daha şanslı olduğu konuşuluyordu bu da 2009 Aralık ayında muhalefetini açıklayan aday Sandro Rosell idi.

Resmi olmayan sonuçlara göre de Sandro Rosell oyların %62.2'sini alarak başkanlık seçimini kazanmış görünüyor. Laporta'nın sert, milliyetçi tutumunu ve çok gereksiz para harcamasını eleştiren ve bu konularda daha hassas davranacağını açıklayan Rosell ayrıca Brezilya bağlantıları ile de tanınıyor. Seçim sözü olarak da Fernando Torres'i göstermişti kendisi.

TV3 ve Catalunya Radio'ya göre oy dağılımı şöyle:

Rosell 62.2%, Benedito 14.7%, Ingla 12% and Ferrer 9.9%

Son olarak da Pep'in oy kullandığı anın fotoğrafını paylaşalım. Sonuçlar kesinleşince daha detaylı bir başkanlık yazısı gelecek.
Kim gelirse gelsin sportif anlamda yapılan şeylerin bozulmaması dileğiyle... Laporta'ya da teşekkürlerimizi sunmamız gerekiyor kulübü aldığı nokta ile bıraktığı nokta arasındaki farkından dolayı. Teşekkürler Laporta!

Guardiola & Mourinho

Barça’s model:

Guardiola: Loving football more than anything…

Madrid’s model:

Mourinho: Loving money more than anything…

David Villa Camp Nou'da!

Barcelona yeni 7 numarasını buldu! Çok da yakışmış yeni forma.

2010/2011 Sezonu Blaugrana Formaları








Unicef reklamından sonra şimdi de geri dönüşüme tamamen uygun formalar. Bir kulüpten çok daha fazlası!

David Villa FC Barcelona'da!

Aynen öyle. Topla eşyalarını al hatıralık toplarını ve Katalunya'ya 350 km kuzeyine doğru yeni yuvana doğru, 2 sezondur beklendiğin yuvana doğru yola çıkmaya hazırlan. Henüz kesin açıklama yok bittiğine ilişkin ancak Joan Laporta ve Manuel Llorente dahil tüm Barcelona ve Valencia yetkilileri bu transferi doğruladı. Çok ufak pürüzler kaldığını ve gelecek sezondan itibaren David Villa'nın Los Ches yerine Blaugranas forması giyeceğini belirttiler. Transfer için 45 m. € bahsi geçen meblağa. Peki Villa gelecek Zlatan ne olacak?

Laporta yaptığı açıklamada Zlatan'ın oyuncuları olduğunu ve kendisinden çok memnun olduklarını belirtti. Henry için ise MLS'te çok popüler bir oyuncu olduğu ve bir çok talibi olduğu için hem kulüp hem de oyuncu bazında en doğru kararı vermeye çalışacaklarını söyledi.

Kısaca toparlayacak olursak Henry gelecek sezon kadroda yer almıyor. Villa eğer başka bir oyuncu transferi yapılmaz ise hücum bölgesine Henry'nin boşalttığı alana yani sol alana geçiyor. Hücum hattı Villa, Zlatan ve Messi'den oluşuyor. Bu üçlü Henry, Eto'o, Messi üçlüsünden daha başarılı olur mu? Kağıt üstünde öyle olacaklar gibi gözüküyor. Bu arada farkettiniz mi bilmiyorum ancak 2 sezondur Messi'nin oyununa kimse yetişemiyor. Bu sebepten iki isim gitti, biri daha gidecek belki Zlatan daha gidecek. Messi bir dikiş tuttur artık be(!)

Son olarak Cesc Fabregas ile ilgili de bir şeyler söylemiş başkan. Geçtiğimiz hafta "Arsenal'den ayrılacaksam bu sadece Barça için olur" diyen Cesc'in açıklamalarını değerlendiren Laporta, bu sözler üzerine ekibin ona ihtiyacı olduğunu hissedersek Arsenal ile görüşmeye hazırız diyerek Dünya Kupası'ndan sonra Cesc'in yuvaya geri döneceğini işaret etti.

Fanatik gazetesindeki haberlere benzedi cümlem ama en azından yukarıdakiler doğru haberler (:

Villa için bir kaç kelam etmek gerekirse kendisini Torres'ten, çok daha fazla sevdiğimi belirtmem gerekiyor. Belki onun kadar teknik değil ancak sürati, sağlamlığı ve hırsı ile onun bir kademe üstünde yer alıyor. Geçtiğimiz yıl finansal krize rağmen onu Madrid'e vermeyen Manuel Llorente'ye yatıp kalkıp dua edelim. Villa'yı olması gerektiği yere getirdiği için.

David Villa Blaugrana!

2009/2010 FC Barcelona Sezon Sonu Oyuncu Değerlendirmesi

Bir önceki yazıda takımın yarıştığı kulvarlar ile ilgili değerlendirmeler ve istatistikler paylaşmıştım. Şimdi ise istatistikler eşliğinde kendi fikirlerimce oyuncularımızın değerlendirmesini aşağıda okuyabilirsiniz.

21 oyuncu bu değerlendirmede yer alacak.

#1 Victor Valdés Arribas:

Özellikle son 2 yıldır muazzam bir performans gösteriyor Valdés. Casillas'tan daha formda olduğu için sonunda İspanya Milli Takımı'na da yükseldi. Bu sezon lig ve şampiyonlar ligi maçlarının tamamında forma giydi, bu 50 maçta kalesinde sadece 34 gol gördü. Sisteme uyan oyun yapısı, takımın boyu hücum yaparken kısalmış vaziyette dururken arkada güven vermesi ile bambaşka bir performans gösteriyor Valdés. Rijkaard'ın kazanımlarından birisi o da. Ve Pep ile de formunu bir üst seviyeye daha çıkarmayı başaranlardan. Bu sezon sadece 1 sarı kart gördü.

Notu: 9/10

#13 José Manuel Pinto Colorado:
Sadece İspanya Kupası'nda forma giydi tecrübeli kaleci. Bu sezon belki de takımdan ayrılacak artık. Ancak iyi bir yedek tecrübeli bir eldivendi. Oynadığı 4 kupa maçında 2 gol yedi. 2'si de Sevilla maçındaydı. Yine de iyi bir kaleci, iyi bir yedektir.

Notu: 5/10

#2 Daniel Alves da Silva:
27 yaşındaki bu Brezilya'lı dünyanın kesinlikle en iyi hücumcu sağ beki. Maicon ile birlikte Brezilya'nın en iyi iki sağ bekinden birisi ancak kesinlikle Maicon'dan daha iyi. Ortaları çoğu zaman isabetsiz olsa da, biraz agresif olsa da takım sistemine sağladığı inanılmaz uyum ile her maç sağ kanatta müthiş işler yapıyor. Bu sezon ligde 29, Şampiyonlar Ligi'nde 11, İspanya Kupası'nda 3 maç oynadı Alves. 43 maçta 3 gol attı sadece Alves bu gollerinin tamamını ligde attı. Ayrıca Şampiyonlar Ligi'nde 2, La Liga'da 11 asisti var. Başarılı bir sezon geçiren Alves bu kadronun değişmez isimlerinden biri. Ancak bazen gösterdiği hırçınlığı sebebiyle takımını yakabiliyor.11 sarı kart 1 kırmızı kart gördü bu sezon.

Notu: 8/10

#3 Gerard Piqué Bernabeu:
Bir defans oyuncusundan beklenmeyecek çeviklikle hareket edebiliyor, tekniği ve zekası ile kimsenin beklemediği gollere imza atabiliyor. Defansta Puyol ile birlikte müthiş işler yapıyor oyunu ilk o kuruyor topu Xavi ile buluşturan isim ilk o oluyor her zaman. Bu adam gerçekten inanılmaz bir futbolcu. Tam bir defans oyuncusu. Yaşı ise daha sadece 23! 2 sezondur sürekli olarak aynı performansta oynuyor. Tatlı sert oyunu ile rakibi yıldırıyor. Uzun ve isabetli topları ile süpriz pozisyonlar hazırlıyor. Bu sezon 4 golü iki de asisti var. 2 lig 2 şampiyonlar ligi golü. 11 sarı kart 1 kırmızı kartı var.

Notu: 10/10

#4 Rafael Márquez Álvarez:
31 yaşındaki bu Meksikalı Camp Nou'nun taptığı isimlerden.Güven veren futbolu, soğuk kanlılığı ve yüksek pas başarı yüzdesi ile sistem takımı Barcelona'nın her zaman ihtiyaç duyacağı türden bir adam. Bu sezon 3 kulvarda 13'ü sonradan oyuna girerek toplam 22 maçta görev aldı. 1 golü 1 asisti var. 4 sarı kart 1 kırmızı kart gören Marquez Aralık ayında kulüple 2 yıllık yeni kontrat imzalamıştı.

Notu: 6/10

#5 Carles Puyol Saforcada:
Bu adamı takımında görmek istemeyecek hiç kimse yoktur dünya üzerinde. Hırsın, azmin, savaşçılığın, bonus saçların sembolüdür kendisi futbol sahalarında. Tam bir görev adamı. Genelde defansın ortasında oynar ama yeri geldi mi sağ kanada geçer, 3-4 kişiyi çalımlar, asist yapar, orta açar. Kimsenin beklemeyeceği tekniğini ortaya çıkarır sağ kanatta. Bu sezon 43 maçta görev aldı. Sadece 1'inde sonradan oyuna girdi. 1 golü 2 asisti var. 10 sarı kart 1 kırmızı kart ile sezonu tamamladı kaptan. Yaşının 32 olması herkesi üzüyor. Onu ölene kadar o çimlerde görmek istiyoruz! Hani ruh diyorlar ya. Bu adam işte o ruhun vücut bulmuş hali(!)

Notu: 10/10

#6 Xavier Hernandez Creus:
30 yaşındaki bu adam takımın maestro'su. O oynadığı zaman takım mükemmel oynuyor, oynamadığı zaman eksikliği her zaman hissediliyor. Çalışkanlığı, soğuk kanlılığı, futbol zekası, her daim düzgün saçları, attığı pasları, mükemmel tekniği, süpriz şutları ve rakip takım defansının belini kıran onları çaresiz bırakan pasları ile bu adam her daim takımın en önemli 4 oyuncusundan birisidir. Bu sezon 48 maçta görev alan Xavi, son haftalarda sakat sakat oynayarak takımı için her şeyini vermeye hazır bir oyuncu olduğunu bir kez daha bizlere gösterdi. O da La Masia çıkışlı.6 gol, 11 asisti var bu sezon. 5 kez de sarı kart gördü.

Notu: 10/10

#8 Andrés Iniesta Lujan:
La Masia'dayken kendisini izleyen Guardiola'nın Xavi'ye dönerek: "Sen beni kestin ama bu çocuk ikimizi de kesecek" dediği adam. 25. yaşını kutladı geçtiğimiz günlerde. Tekniği Xavi'den daha iyi, ofansif özellikleri Xavi'den daha iyi. Topu ayağına resmen yapıştıran ve geçtiğimiz sezon muhteşem bir sezon geçiren Iniesta bu sezona sakatlıkla başladı ve hazırlık kampını bu sebepten kaçırdı. Sezon boyu takımın geri kalanından bir seviye daha aşağı performans sergilemesine sebep olan bu durum ayrıca sürekli sakatlanmasına da sebep oldu. Önümüzdeki sezon kendisinden 2 sezon önceki Iniesta'dan çok daha iyi bir performans bekliyorum şahsen. 41 maçta görev aldı bu sezon. 1 golü ve 5 asisti var. Sahadaydı ama formsuzdu gerçekten. 3 sarı kart gördü sadece.

Notu: 4/10

#9 Zlatan Ibrahimovic:
Gollerini atmasına rağmen taraftarlarca sezonun en büyük hayal kırıklığı olarak anket sonuçlarında başı çekti İsveçli. Taraftarlar gelen gideni aratırmış sözünün doğruluğunu Zlatan'da buldu. Yaz aylarında David Villa transferinin gerçekleşmesi ile takımdan ayrılacak muhtemelen. Kupa kazanmaya gelmişti Avrupa'da. Eski takımı finalde kendisi yine kupa göremedi. Hala dünyanın en iyisi ancak sisteme uyamadı belki de, formsuz maçlar çıkardı. Ama bunlar kalitesiz bir futbolcu demek değil. 29 yaşındaki bu adam bu sezon oynadığı 41 maçta 21 gol attı. 9 da asist yaptı arkadaşlarına. 7 sarı kart 1 de kırmızı kart gördü. Bu istatistiklere bakılınca başarısız olduğu söylenemez tabi ki. Ancak istatistikler her şey demek değil maalesef. Futbolun içinde başka etkenler de var. Etkili olması gerektiği maçlarda fazla etkili olamadı. Sadece 1-0'lık Real Madrid maçında attığı gol ile önemli maç sınavını başarıyla verebildi.

Notu: 5/10

#10 Lionel Andés Messi:
43'ü ilk 11 olmak üzere toplam 49 maç, 43 gol, 9 asist, 4 sarı kart. Ballon d'Or sahibi, Avrupa Gol Kralı.

Notu: 10/10

#11 Bojan Krkic Pérez:
Sadece 1990 doğumlu. Çok fazla beğeneni yok. Ama görev verildiğinde ve maç eksikliğini kapattığında, oyuna ısındığında ne kadar faydalı olacağını özellikle son maçlarda fazlasıyla kanıtladı. Takasta kullanılacak deniyor. Sadece dedikodu bunlar. Pep, Bojan'dan vazgeçmez. 32 maç 11 gol 3 asist, 3 sarı kart. Bu adamda gelecek kesinlikle var. Bazen kopuk kopuk oynasa da sürati ve son vuruş becerisi ile modern bir tavşan forvet kesinlikle. İleri üçlü, 3 kısa isimden oluştuğunda daha başarılı oluyor.

Notu: 7/10

#14 Thierry Henry:
Sezon sonu Amerika yolcusu. Efsane bir kariyere sahip bu Fransız yeni nesil hızlı, atletik, teknik, uzun bacaklı forvetlerin ortaya çıkmasının öncüsüdür. Sezonun ikinci hayal kırıklığıdır taraftarın gözünde. Kendisi de söylemiştir: "Benden daha iyileri varken takımda, benim oynamam mümkün değil artık." Yolun açık olsun Titi! 28 maç 4 gol 2 asist, 3 sarı kart.

Notu: 3/10

#15 Seydou Keita:
Sezonu Iniesta'nın sakatlığı sebebiyle çok iyi başladı. Bu dönemde 6 da gol attı üst üste oynadığı maçlarda. Sonrasında performansı düştü, Iniesta takıma geri döndü. Kendisi iyi ve kaliteli bir yedektir. Çalışkanlığı ve tekniği az olsa bile savaşçılığı ile oyunun defansif yönünü başarıyla oynamaktadır. Ancak sezonun ikinci yarısında performansı inanılmaz düşmüştü. Sene sonu takımdan ayrılabilir. Yaşı 30. 40 maç 6 gol 3 asist ile oynadı bu sezon. 9 da sarı kart gördü.

Notu: 6/10

#16 Sergio Busquets:
22 yaşındaki bu adamı herkes yukarıdaki fotoğraf ile hatırlayacak sanırım artık. Ama bu sezon kabul etmek gerekir ki futbolunu oldukça geliştirdi bir önceki sezona göre. Kasım ayındaki El Clasico'da çok aptal bir kırmızı kart görse de o zamandan bu yana futbolunun üstüne koydu sürekli. Önümüzdeki yıllarda daha iyi olacaktır. Oynadıkça futbolu bariz şekilde gelişen adamlardandır gözümde. 47 maç 2 asist 10 sarı 1 kırmızı kart ile oynadı bu sezon.

Notu: 6/10

#17 Pedro Rodríguez Ledesma:
Geçtiğimiz sezonun sonlarına doğru forma şansı buldu. 6 farklı kupa finalinde gol atan futbolcu rekorunu kırdı 23 yaşında. O da Krkic gibi kopuk kopuk oynasa da defansın arkasına sarkarak attığı goller ile takıma güç kattı sürekli. İnanılmaz hızlı bir futbolcu. Oldukça da teknik. Krkic'ten bir kademe daha yukarıda bir futbol oynuyor. 47 maç 19 gol 4 asist ile oynadı bu sezon. Ligde takımın 3. en golcü ismi 12 gol ile. Sadece 4 sarı kart gördü.

Notu: 8/10

#18 Gabriel Alejandro Milito:
Sakatlıktan döndü çok uzun bir süre sonra. Taraftar onu çok seviyor. Görev verildiğinde her zaman en iyi şekilde görevini yapıyor. 30 yaşındaki bu adam bu sezon 17 maç görev aldı. 1 asisti var 3 de sarı kartı var. Tam bir görev adamı ama Puyol ve Pique'nin arkasında Marquez ile birlikte yedek beklemeye mahkum.

Notu: 5/10

#19 Scherrer Cabelino Maxwell Andrade:
Inter'den sene başında Zlatan ile birlikte gelen 1981 doğumlu Brezilyalı sol bek, Abidal'den çoğu maçta formayı aldı. Defansif anlamda Abidal'den daha kötü olmasına rağmen tam tersi şekilde hücumda da çok daha iyi işler yaptı. Tekniği de kesinlikle Abidal'den daha iyi bir oyuncu. Birkaç maç sol önde de oynadı ancak orda bekleneni veremedi. 35 maçta görev aldı bu sezon 5 de asisti var. Ortalama bir sezon geçirdi aslında. Ne çok iyi ne de çok kötü. Zaten Barça'nın sol kanadı sağ kanattan her zaman daha az hücuma katılır.

Notu: 6/10

#20 Jeffren Suárez Bermúdez:
22 yaşındaki Venezuela'lı bu sezon fazla fırsat bulamadı ama bulduğunda da bana kalırsa iyi değerlendirdi. Hızlı ve ayaklarına hakim bir hücum oyuncusu ama kopuk kopuk oynuyor o da. Bazen aksayabiliyor. 16 maçta 2 gol 2 asisti var bu sezon. O da ne çok iyi ne çok kötü. Henüz ilk sezonu a takımda. Yine de kendisinden ilk sezon bekleneni verdiğini düşünüyorum.

Notu: 6/10

#21 Dmytro Chygrynskiy:
Upuzun isminde sadece 2 sesli harf olan bu adam Shakhtar Donetsk takımından 25 milyon dolar karşılığında alındı. 86 doğumlu Ukraynalı bir defans oyuncusu. Guardiola'nın kesinlikle alınmasını istediği için kadroya katıldı. İlk sezonunda 3. hayal kırıklığı yaratan isim oldu. Önümüzdeki sezon daha iyi olacaktır ama bu sezon sürekli arkaya adam kaçırdı, müdahalelerde yetersizdi, defansın geri kalanıyla uyumsuzdu. 14 maç oynadı 3 sarı kart gördü.

Notu: 4/10

#22 Éric Abidal:
79 doğumlu Fransız sol bek, bu sezon çok iyi bir performans gösteremedi. Yine de takımın görev adamı özellikleri olan isimlerinden birisidir her zaman. Defansif olarak işini iyi yapar ancak Alves gibi bir hücum performansı beklemek yanlıştır bu adamdan. Upuzun bacakları ile kestiği akıllara zarar toplar vardır mesela ama hücumu çok iyi değildir. Yine de sistem gollerinde onun da rolü olur oynadığı zaman. 27 maç 4 asist 2 sarı kart ile tamamladı sezonu.

Notu: 6/10

#24 Touré Yaya:
27 yaşındaki bu defansif orta saha tam bir kesicidir. Her daim işini yapar, etliye sütlüye karışmaz ama asla sahada sırıtmaz. Daha fazla rol yüklemek gerekmez bu adama. İşini yapar, zürafa gibi bacaklarıyla kesiciliği yapar arada da süpriz çalımları ile herkesi şaşırtır. Özellikle sezonun son maçında Messi'ye attırdığı goldeki çalımları ve fulesi ile kendisinin de arada insanları şaşırtabileceğini göstermiştir. Önümüzdeki sezon takımdan ayrılacak denilen isimlerdendir ama ben ayrılmasını doğru bulmuyorum. 32 maç oynadı bu sezon, 1 golü ve 5 de asisti var. 5 sarı kart gördü.

Notu: 7/10

Sezon boyunca forma giyen 21 oyuncunun performans değerlendirmeleri gözümde bu şekildedir. Katılmadığınız yerler var ise yorumlarda belirtin lütfen. Gelecek sezon haberlerini de yine ara ara FcboSa'da çıkacak yazılardan takip edebilirsiniz.

Viva Barcelona!

2009/2010 FC Barcelona Sezon Sonu Değerlendirmesi

La Liga'da 99 puan, 98 gol ile gelen şampiyonluk. İki yıldır inanılmaz bir oyun ortaya koyan Barça bu sezon tek mağlubiyet ve 6 beraberlik ile gelen şampiyonluk. Real Madrid'in 3 puan önünde gelen şampiyonluk. 26 gol yiyerek gelen şampiyonluk. İspanya Kupasına erken veda edilip Nisan ayında da Şampiyonlar Ligi'ne veda edilmesine rağmen sezonun yine rekorlar ile geçmesi bu takımın ne kadar sistemli ve muazzam bir futbol oynadığının göstergesi. Evet bu takım da maç kaybedecek evet bu da takım da çaresiz kalacak ama önemli olan tek sistemi başka bir b planı c planı olmamasına rağmen uygulamak, uygulamaya çalışmak. Çok çalışmanın da getirisi bu şampiyonluktur. Bir önceki 6 kupalı rüya sezondan daha yavaş oynadı bu yıl Barcelona ama yine de sonuna kadar zorladı her alanda kupaları ve La Liga'yı yine domine etmeyi bildi. Ezeli rakibi belki çok yakındı puan olarak ama oyun olarak çok, çok uzaktı.


Bu sezonun istatistiklerine değinmek gerekiyor sezon sonu yazısında. İspanya Kupası, La Liga ve Şampiyonlar Ligi olarak 3 farklı kulvarda istatistikleri paylaşalım hemen:

Önce İspanya Kupası:
Biraz erken bitirdi Barça kupadaki yolunu. Sevilla maçlarındaki şanssızlık vs. sebebiyle 4 maç oynadı takım sadece. İlk 16 turunda, 28 Ekim ve 10 Kasım'daki iki maçta güçsüz rakibi Cultural Leonesa karşısında 2-0 ve 5-0'lık skorlar ile bir üst tura çıkıldı. İlk maçta deplasmanda Pedro'nun iki golü vardı. Rövanş maçında ise Camp Nou'da 2 Bojan, 1 Pedro, 1 Messi ve 1 Xavi golü ile rahatça üst tura çıkıldı.

Çeyrek finalde ise Sevilla ile eşleşti takım. 5 Ocak 2010 tarihinde Camp Nou'daki çeyrek final ilk maçında Sevilla 1-2 galip geldi. Zlatan'ın attığı gole karşılık Capel ve Negredo Sevilla'ya galibiyeti getiren golleri attılar. Rövanş mücadelesi ise 13 Ocak'ta Ramon Sanchez stadında Barcelona'nın 0-1'lik galibiyeti ile bitmiş ancak deplasmanda atılan gol avantajı ile yarı final şansı o maçta kaybedilmişti. Ki çeyrek finalin galibi Sevilla Final'de de Atletico Madrid ile karşılaşacak.
İspanya Kupası'nda takım 4 maçta 3 galibiyet bir mağlubiyet aldı. 9 gol atıp 2 gol yedi. Bu kupada takımın en golcü futbolcusu 3 gol ile Pedro oldu. Bu istatistiklere rağmen şans bazen yanınızda olmayabiliyor.

UEFA Şampiyonlar Ligi:
Eylül ayında Inter ile açılan Şampiyonlar Ligi sezonu Nisan ayında yine Inter ile sonlandı takım için. Grup maçlarında 7 gol atıp 3 gol yiyip, 3 galibiyet 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak bir üst tura çıkan takım 2009 yılını bu performans ile kapattı. Kuşkusuz en büyük süpriz Rubin Kazan'ın Camp Nou'da Gökdeniz Karadeniz'in galibiyet golü ile Barcelona'yı mağlup etmesi ile gerçekleşti.

2010 yılı Şubat ayında bir üst turda Stuttgart ile eşleşen Barcelona ilk maçta Gottlieb-Daimler stadından 1-1 beraberlikle döndü. Cacau'nun 25. dakikadaki golüne 52. dakikada Zlatan cevap vermiş ve Camp Nou'ya avantajlı skorla dönüldü. İkinci maçta ise Mart ayının 17'sinde Camp Nou'da iki takım tekrar karşı karşıya geldiler. Herkes acaba bir süpriz olur mu diye beklerken Barcelona işi sıkı tuttu ve süpriz bekleyenleri üzerek rakibine 4 gol attı. 2 Messi, 1 Pedro, 1 Bojan golü ile çeyrek finale çıkan takım bu turda Arsenal ile eşleşti.

Çeyrek final ilk maçı Arsenal Emirates stadında oynandı. Zlatan'ın attığı iki gol ile 2-0 öne geçen takım Walcott ve Cesc Soler'in golleri ile maçtan 2-2 beraberlikle ayrıldı. Seyir zevki yüksek bir mücadeleydi ancak son 20 dakika ne olduysa olmuş ve Barcelona alışılmış oyun düzeninden tamamen kopmuştu. Arsenal'in çoluk çocuğu da bu hatayı affetmemiş ve Walcott'un inanılmaz sürati sayesinde turu hala istediğini göstermişti. Bu maç için Athletic Bilbao maçı yazısında bir paragraf yazmıştım onu da hatırlatmak isterim:
Arsenal maçı ile ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. İlk 20 dakikada inanılmaz bir baskı izledik Barça'dan. 20 dakika sonunda 11 şutu vardı Barça'nın ve 6'sı kaleyi tutmuş ama Almunia'yı geçememişti kimse. Gerçekten muazzam toplar çıkardı o gece Almunia. Çok başarılı bir kaleci olduğunu biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum ve özellikle Barça maçında performansını bu seviyede göstermesine sinir olmadım değil (: İlk 20 dakikadan sonra ilk yarının geri kalan dakikalarında Arsenal topa daha hakimdi ancak onlar da gol üretememişlerdi. Muazzam futboluna ikinci yarının ilk 20 dakikasında da devam eden Barça 2-0 öne geçmesine rağmen ikinci golden sonra inanılmaz bir düşüş yaşadı. Bunu Messi'nin ve Xavi'nin yorgunluğuna bağlarsak sanırım yanlış olmaz. Topu ayaklarında tutmak için bu iki oyuncunun ayakta kalması gerekiyor ama o maçın son 20 dakikasında maalesef ikisi de tamamen oyundan düştüler ve Arsenal, hızıyla yani Barça'nın kendi silahıyla Barça'yı vurdu. Walcott'un ne kadar etkili bir oyuncu olacağını daha iyi gördük o maçta. Peki Xavi ve Messi'nin ayakta kalamadığı başka maçlar olmamış mıydı hiç? Tabiki olmuştu ancak o maçlarda da Iniesta ortaya çıkıp sorumluluğu alıyordu. Ancak Arsenal maçında Keita'nın formsuz ve vasıfsız oyunu sebebiyle orta saha tamamen göçtü.
6 Nisan'daki ikinci maçta ise tam anlamıyla bir Messi şov izledik. Camp Nou'da 100.000 taraftarın önünde kendi mabedinde şovunu yaptı Messi ve Bendtner'in golüne karşılık 4 gol birden atarak hem takımını yarı finale çıkardı hem de Şampiyonlar Ligi'nde bir maçta 4 gol atan futbolcular kervanına katıldı. 4-1 biten maç sonunda ise yarı finalde rakip Avrupa sezonunu açtığımız Inter'di.

20 Nisan'daki ilk maç Guiseppe Meazza stadındaydı. 17 Nisan'da Katalan derbisinde Espanyol ile deplasmanda 0-0 berabere kalan takım hemen otobüsle Milano'ya hareket etmek zorundaydı. Otobüsle diyorum çünkü o 2 haftalık dönemde Avrupa'da tüm uçak seferleri bir doğal afet sebebiyle iptal olmuştu. Bu afetin memleketi İzlanda, adı ise Eyjafjallajökull'du. Karizmatik isimli yanardağ atmosfere kül püskürtmeye başladığında herkes bu olayın büyüsüne kapılmıştı ancak büyü fazla uzun sürmedi ve yerini eziyete bıraktı. Uçak seferleri iptal oldu, hava durumu değişiklikleri yaşandı, kısaca Avrupa'da hayatı bir süreliğine zehir etti. Tam da bu sırada Inter ile karşılaşan Barcelona Milano'ya 14 saatlik bir otobüs yolculuğu ile ulaştı. O dönem Guardiola da bu olaya şakayla karışık değindi ve "İyi ki Inter CSKA Moskova'yı eledi yoksa Rusya'ya otobüsle gitmek zorunda kalacaktık" dedi. Maç ise Inter'in 3-1'lik üstünlüğü ile sona erdi. Mourinho, hakem, Barcelona'nın kötü oyunu, Eyjafjallajökull bu skorun ortaya çıkmasında bence en önemli etkenlerdi. Tabi ki Barcelona'nın kötü oyunu ve Inter'in kazanma arzusu diğer iki etmenden öne çıkıyor ancak bir olay tek bir sebebe dayanmaz. Maça iyi başlayan Barcelona Pedro'nun golüyle öne geçmiş ancak sonrasında yaşadığı form düşüklüğü ile 2 yıl sonra ilk defa 2 farklı skorla mağlup olmuştu. Inter'in golleri ise Sneijder, Maicon ve Milito'dan gelmişti. Rövanş mücadelesi ise 28 Nisan'da Camp Nou'da oynanmış ve Barcelona Pique'nin 84. dakikada attığı müthiş golle 1-0 galip gelmesine rağmen Inter turu geçen ve finale çıkan takım olmuştu. Bu maç ise müthiş futbolun müthiş savunma ile çarpışması şeklinde geçmişti. Inter'in gol için kaleye dahi gelmemesi ve 9 kişi ile ceza sahasını savunması sonucu Barcelona Inter'e 2 gol atamamıştı. Inter'de Motta'nın oyundan atılması Inter'i Catenaccio'sunun Barcelona'yı durdurmasına sebep oldu benim gözümde. Maç eğer 11'e 11 devam etseydi Mourinho, Barça nefreti sebebiyle galip gelmek için daha açık bir futbol oynayacaktı ve bu da haliyle Barcelona'nın işine gelecekti. Ancak olmadı Zlatan'ın etkisiz oyunu, Messi'nin 4 kişiyle birden savunulması Iniesta'nın sahada olmaması, Inter'in kaleci hariç ceza sahası içinde sürekli olarak 5, ceza sahasının 5 metre önünde 4 oyuncu bulundurması golün ancak 84. dakikada gelmesine sebep oldu. Her zaman olduğu gibi Barcelona oynamaya rakibi ise Barcelona'yı oynatmamaya çalışıyordu. Borges'in maç sonunda yaptığı yorum ise aslında olayın özetiydi: "Barcelona'yı yendiğiniz için değil Barcelona'yı durdurduğunuz için seviniyorsunuz." demişti Barcelona'nın elenmesine sevinenlere. Ayrıca futbol bilgisi yoksunu Ömer Üründül "Barcelona'nın B planı yok" diyerek maç sonundaki vahim ortama biraz daha katkıda bulunmayı görev biliyordu.
Şampiyonlar Ligi macerası Mayıs ayına gelemedi Barça'nın. Buna en çok sevinen Mourinho ve Real Madrid'di kuşkusuz. Çünkü final maçı Santiago Barnebau'daydı. Ve Madrid'lileri en çok korkutan şey Puyol'un kupayı o stadda havaya kaldırmasıydı. İstedikleri gerçekleşti ve Puyol bu kupayı o stadda kaldıramayacak. Ama bu takım bu sistemden ödün vermeyecek, her zaman üstüne koyup yoluna devam etmesini bilecek.

Şampiyonlar Ligi istatistiklerine bakacak olursak 12 maç oynadı takım. Bu maçların 6'sından galibiyetle ayrıldı, 4 maç berabere bitti ve 2 de mağlubiyet alındı. 20 gol atılıp 10 gol yendi. Barça'nın bu kupadaki en golcü ismi de 8 gol ile Lionel Messi oldu.

La Liga:
Sezona 31 Ağustos 2009 tarihinde Sporting Gijon maçı ile Camp Nou'da başlayan Barcelona bu ilk maçı 3-0 alarak lige kaldığı yerden devam etti. Ligin ilk yarısı olan 15. haftaya yani 12 Aralık tarihine kadar Barça, rakip filelere 36 gol göndermiş, buna karşılık kalesinde sadece 9 gol görmüştü. 12 galibiyet 3 de beraberlik alındı bu dönemde. 2010 yılına namağlup giriyordu takım. 39 puan toplanmıştı 15 maçta. Bırakılan sadece 6 puandı rakiplere. Bir süre daha namağlup gitti takım ve Madrid'in küçük kardeşi Atletico de Madrid Barcelona'yı ilk ve tek yenen takım oldu La Liga'da bu sezon 2-1'lik skorla. Kalan diğer maçlarda ise Barcelona 19 galibiyet ve 3 beraberlik aldı bu tek yenilginin dışında. La Liga'da ise sezonun en dramatik sonucu Almeria deplasmanında alınan 2-2'lik beraberlikti kuşkusuz Barça için. Puyol 2 hata yapmış ve 2 gol görmüştü takım kendi kalesinde. Maçı kurtaran ise Messi olmuştu 2 gol ile. 

2009-2010 sezonu boyunca rakip kaleye 98 gol attı Barcelona, Camp Nou'da 57 gol attı 11 gol yedi. Deplasmanlarda ise 41 gol atıp 15 gol yedi. Takımın ve La Liga'nın ise en golcü ismi 34 gol ile Lionel Messi idi.

Ezeli rakibine 2 maçta da üstünlük kuran Barcelona hem kendi sahasında hem de deplasmanda Real Madrid'i yenerek hala en büyük olduğunu gösterdi rakibine. Özellikle ikinci maçta Madrid'liler bu gerçekle sürekli yüzleştiler.

Sezonun takım için özeti bu şekildeydi. Önümüzdeki yıl birkaç oyuncu gidecek, yerlerine yenileri gelecek. Ve efsane kaldığı yerden devam edecek.

Bir sonraki yazı oyuncu değerlendirmeleri olacak.

09/10 La Liga Şampiyonu!

Usta - Yancı

22 Mayıs'ta usta ve yancı (çaycı) karşılaşmasını Bayern forması giyerek, zevkle izliyor olacağım. Adam değilsin Jose ve o kupayı kazanamayacaksın. ;)

FC Barcelona 3 - 0 Deportivo


Sadece bu resim bile yeterli maç yazısı yerine. Çok güzel yakalanmış bir kare. Pedro seviniyor, ki sevinmekte haklı. Attığı golün bir benzerini bir kaç ay önce Inter'de Stankovic'ten izlemiştik. İki golü karşılaştırmaya gerek yok, ikisinin de hakkını vermek gerekir. O nasıl reflekstir öyle topu 45 metreden 90'a çakacak! İzlerken ağzım açık kaldı. Sol ayağının içi ile 69. dakikada Pedro topu öyle bir gönderdi ki kaleye Camp Nou yıkıldı ve "Peeedro, Peedro, Peeedro!" sesleri yankılandı Katalan diyarında. Golü aşağıda görebilirsiniz.

16. dakikada Xavi'nin pasıyla hareketlenen Bojan Krkic Barça'yı 1-0 öne geçirdi. İlk yarıda başka gol olmazken ikinci yarıya yine sakin, yine tempolu yine baskın başlayan taraf tahmin edileceği üzere Barcelona'ydı. Maça Valdes, Pique, Marquez, Alves, Maxwell, Yaya, Xavi, Messi, Pedro, Jeffren ve Krkic 11'i ile başlayan Pep, 50. dakikada Jeffren'in yerine Keita'yı oyuna alarak pas trafiğini daha da arttırıp Messi'yi bir adım daha ileriye aldı. Bu dakikadan sonra biraz daha hücum varyasyonlarını sol kanat üzerinden gerçekleştiren Barça karşısında Deportivo ani ataklarla gol bulmaya çalıştı ancak ceza sahası dışından çekilen şutlar Valdes'in ellerinde eridi. 69. dakikada çok adam ile Barcelona sahasına gelen Deportivo bu hatasının bedelini fantastik bir gol ile ödedi: Valdes ellerinde eriyen Deportivo atağını hemen Krkic ile buluşturmak üzere topu ileriye doğru ayağıyla gönderdi ancak Aranzubia tehlikeyi sezip kalesini terk etti ve Krkic'ten önce ceza sahasının 5 metre kadar dışından topu ayağıyla uzaklaştırmak istedi. Ne var ki uzaklaştırdığı yerde Pedro vardı ve topun gelişine kaleden yaklaşık 45 metre uzaklıkta olmasına ve sol ayağıyla vuruş yapmasına rağmen topu boş kalenin sol üst köşesine nişanladı. Ve ardından ilk paragrafta da bahsettiğim üzere Camp Nou "Pedro" sesleri ile inledi. Bu golden 3 dakika sonra Yaya Toure ceza sahası içinde düzgün bir kontrol ve çok sert bir vuruşla takımının 3. golünü Aranzubia'nın dibinden ağlara gönderdi. Son golden 1 dakika sonra da Krkic yerini Henry'ye ve 4 dakika sonra da Xavi yerini Busquets'e bıraktı.

83 puana ulaşan Barcelona Cumartesi günü Katalonya derbisinde Espanyol'a konuk olacak. 1 maç fazlasıyla şu anda Real Madrid'e 6 puan fark atan takım bu derbiden hemen sonra da Guiseppe Meazza'ya giderek Inter ile Şampiyonlar Ligi yarı final maçına çıkacak. Ligin sonları yaklaşırken maç trafiği de artıyor ve maalesef bu süre zarfında takım Iniesta'dan yoksun kalacak. Sezonu kapatan Iniesta artık önümüzdeki sezona hazırlık kampına katılmış bir şekilde geri döner umarım.

Goller:
16' Bojan Krkic
69' Pedro
72' Yaya Toure

Özet:

fcbosa blog hakkında

Oğuz Serdar
"Internet addicted, girişimciliğe meraklı, inşaat mühendisi adayı, yarı (çakma?) Katalan, esasen fanatik Barcelonista ve socio."
* Oğuz SerdarFriendFeed ve Twitter'dan takip edebilirsiniz.

Deniz Gür
"Kendimi tanıtma konusunda dünyanın en beceriksiz insanıyım. Editörüm, blogger'ım, yöneticiyim, arkeoloğum en önemlisi Barça taraftarıyım."
* Deniz Gür'ü FriendFeed ve Twitter'dan takip edebilirsiniz.

gruba üye olana camp nou turu (!)

El Triplete

El Triplete

més que un club

més que un club

Carles Puyol # 5 Alayına Gider

Carles Puyol # 5 Alayına Gider

hastasıyız!

hastasıyız!
lionel andres messi

işini biliyor!

işini biliyor!
josep "pep" guardiola

R. Ma6ri6

R. Ma6ri6
el class = barça | el sicco = ma6ri6.

FF

Blog Listem

rumba de barcelona!

Loading...

Katkıda bulunanlar

Arsiv